Ve sevgili annem. Neler yaşadığı ve nelerle mücadele ettiğini anlatmaktan yorulmayan annem. Bana anlattıklarının arkasında anlatmak istediklerini gizleyen ve ben bu bilmeceleri çözerken bana şevkatli gözlerle bakınan ve kendisinden öğrendiğim deneyimlerle kendisine akıl vermekten büyük keyif aldığım ve kendisinin de bu eylemden fazlasıyla memnun olduğuna inandığım annem. Dünya hayatının idea dan ibaret olmadığını ve somut gerçekler olduğuna inanan annem. Aslında annem ve babamın beraber yolculukta olması bana kitaplardan öğrenemeyeceğim gerçeklikler kattı. Çünkü hem hayal hem gerçeklerle hareket etmem gerektiğini ve sadece birine bel bağlamamam gerektiğini katı bir eğitim sürecinde öğrendim. Refleks edindim.
Ve sevgili kardeşlerim. Küçük yol arkadaşlarım. Erkek kardeşimle birbirimizi öldürmeden yetişkinlik çağına varabilmek bile başlı başına bir başarı hikayesi aslında. Birde ebeveynlerimizin akıl sağlıklarını kaybetmemelerini sağlamak var tabi. Hem onların hem kendimizin akıl sağlığını desek daha doğru olur aslında. Erkek kardeşim kendinden enerji üreten dur durak bilmez bir merak içerisinde yenilik peşinde koşma heyecanı güderdi. Ancak duyduğu heyecana rağmen istediğini elini uzatıp alacak cesaret ve bilgeliğe sahip değildi o zamanlar. Ağlar, sızlar, üzülür, debelenir ve hayaller kurardı. Birde başımıza bela açardı. Herşey söyleyebilirim ama asla 2 gün aynı suda yıkandık, aynı problemlerle yüzleştik diyemem. Her daim bir yenilenme içerisinde idik. Yeni problemler yaratılacağı gündüz gibi aşikardı. Bizim yapmamız gerekense yeni problemler yaratılana kadar var olan problemlerden mümkün olduğu kadar fazlasını çözüme kavuşturmak. Bizim problem çözme becerimiz bu şekilde gelişti. ( Problem yaratma becerimizle beraber. ) Yine de şu anda arkama yaslanıp derin bir nefes alıp etrafıma bakındığımda, onu yanımda görüp yeni problemlere karşı yeni çözüm önerileri sunmak için kavga edeceğim bir dostum yanımda olsun isterdim. Kendisi bir kardeşten ziyade baş belası bir dost olmuştur. Hala canım sıkıldığında ve problemlerimin içerisinde boğulmak üzere hissettiğimde kendisi ile iletişim kurup kendi dünyasında yarattığı - komik bile sayılabilecek- büyük (!) sorunları kendi cümleleri ile dinlemek kadar beni rahatlatan çok az şey var. Kendisi ile planladığımız " hayatı sevmek ve yaşam kavgasında bize har olacak enerji kaynağı " arayısımız devam etmektedir. Bu problemin çözümünü ne zaman ve nasıl bulacagımız hala muallaktadır.
Bir de ailemizin son üyesi küçük kardeşim var. Narin ve kırılgan. Çocuksu ve masum bir arkadaş. 2 numara ile aramızdaki yaş farkı çok yok ama 3 numara ile yaş aralığımız uzun. Bu yüzden kendisi bizim içimizde hem kardeş hemde evlat hissiyatı uyandırıyor. Onunla ilgilenirken kendimide daha yüce bir sorumluluk bilinci hissedip, küçük dertlerini daha büyük yansımalar şeklinde görüyoruz. Tabi bunlar 3 numaramız büyüyene kadardı. Aslında 3 numaranın, beni ve 2 numarayı örnek aldığını ve kendisine kahraman olarak gördüğünü düşünmek beni gururlandırıyor. Ve buna daha fazla layık olabilmek için debelenip durmam gerektiğini hissediyorum. Artık 3 numara da hayat savaşına hazır ve bizim kendisini korumamıza gerek kalmadan -bazen bizi bile şaşırtacak şekilde - problem çözmeye ve problem yaratmaya başladı bile. 2 ve 3 numara ile gurur duyuyorum. Annem ve babamla gurur duyduğum gibi.
Şimdi arkamı dönüp gördüğüm o sisli yoldan başımı çevirip tekrar önümdeki koca su birikintisine bakmaya başlayabilirim.
Her insan gibi ben de arada bu molayı kendime vermek zorundayım. Yoksa yolumu bir daha asla bulamayacakmış hissiyatına kapılıyorum. Yolu bulamamak değil de beni zorlayan düşünce... Yolda yaşadıklarımın kaybolmasından tedirgin oluyorum. Gözlerimi kapatınca gözümün önüne silik silik gelmemesi için defalarca ve defalarca pratik yapıyorum. Hayal ede ede...