27 Ağustos 2026 Perşembe

Ayna

Alperen deyû bir düşmanım var ki

Kimsenin etmediği kötülükler etti

Tek derdü bendüm sanki

Hiç affetmedi beni

Aynada bile gösterdi suretini

Ben korkusundan el pençe-i divani

O ise nefretinden ötürü ellerini gizler idi


22 Ağustos 2026 Cumartesi

Defter

Defter


Abim gelüp defterüme tecavüzü hak bellemiş,

Defterün yarısını gecede helak eylemiş,

İmdi men defterümün acısını çeker iken

Ol defterün yazduğunın haturunda değil imiş. 


1 Ağustos 2026 Cumartesi

Kuyu


Bugün yanımda ne Kübra ne İrem

Sadece ben, aklım ve iradem

Babam vuruyorken günahlarımdan dem

Bu yalan neden, yoksun madem


Kendinden geçerek Allah’a yürü

İsrafmış ömrümün on sekiz yılı

Kendine gelirsen çözülür büyü

Gökyüzüymüş Yusuf’un düştüğü kuyu


Yeryüzüne uzan ve gerçeği hisset

Topraktan başka ilah yoktur diyerek

Kalbinin serabı olan Tanrı’dan vazgeç

Mecnun olma çöllere, Leyla’yı ez ve geç

31 Temmuz 2026 Cuma

Kur'an-ı Kerim Surelerinin Anlamı

  1. Fâtiha “ ilk, evvel, başlangıç ”
  2. Bakara " inek "
  3. Âl-i İmrân " İmrân ailesi "
  4. Nisa " kadınlar "
  5. Maide " yemek sofrası ”
  6. En'am " “sığırlar ve koyun, keçi, deve gibi dört ayaklı hayvanlar- binek hayvanlar”
  7. A'raf " sur, dağ ve tepenin zirvesi ”
  8. Enfal " savaş ganimetleri, fazlalık, bağış "
  9. Tevbe " geri dönmek  "
  10. Yunus " balık ismi- Peygamber ismi "
  11. Hud " hidayete erenler, doğru yolu bulanlar - Peygamber ismi "
  12. Yusuf " ilave olunacak, artacak- Peygamber ismi "
  13. Rad “gök gürültüsü”
  14. İbrahim " halkın babası, merhametli baba - Peygamber ismi "
  15. Hicr " taşlık yer, kaya, yasak, engel, korunan bölge "
  16. Nahl " bal arısı ”
  17. İsra " gece yürüyüşü, gece yolculuğu "
  18. Kehf " mağara "
  19. Meryem " "ibadet eden, abid, dindar, yüksek duran hanımefendi - Peygamber annesi "
  20. Taha " Anlamı gizli, bilinmiyor. Ta-Ha harfleri. Hurûf-u Mukatta "
  21. Enbiya " peygamberler "
  22. Hac " kastetmek, yönelmek, bir yeri ziyaret etmek"
  23. Müminun " inananlar ”
  24. Nur " Aydınlatan şey, ışık "
  25. Furkan "Hakkı batıldan ayırt eden"
  26. Şuara "şairler”
  27. Neml "karıncalar”
  28. Kasas " kıssalar, hikayeler, tarihi anlatılar veya birinin izini sürmek, bir haberi adım adım takip etmek "
  29. Ankebut " dişi örümcek "
  30. Rum " Romalılar / Bizanslılar "
  31. Lokman " çok yiyen, obur, her şeyi yutup özümseyen, bilgiyi içine çeken bilge- Peygamber ve ya bilge kişi tam olarak anlamadım "
  32. Secde " başı eğmek, alnı yere koymak veya itaat etmek "
  33. Ahzap "grup, bölük, topluluk”
  34. Sebe " Güney Arabistan'da (Yemen bölgesinde) yaşamış olan antik bir kabile veya bu kabilenin kurduğu devletin (Saba Krallığı) adıdır. Kelime, kurucusunun isminden türemiş. "
  35. Fatır " yaratan, yoktan var eden, eşsiz ve benzersiz şekilde yaratan, mucit"
  36. Yasin " Anlamı gizli, bilinmiyor. Ya-Sin harfleri. Hurûf-u Mukatta "
  37. Saffat " sıra sıra dizilenler, saf tutanlar ”
  38. Sad " Anlamı gizli, bilinmiyor. Sad harfi. Hurûf-u Mukatta "
  39. Zümer "  zümreler, gruplar, bölükler veya topluluklar "
  40. Mümin " inanan, iman eden, güvenen ve güven veren"

24 Temmuz 2026 Cuma

ŞİZOFRENİDEN UYANIŞ

Farkına varılma ânı laneti


İnsanoğluna karşı derinlerde hissedilen o büyük nefretin ve öfkenin, aslında insanın kendine karşı hisleri olduğunu fark ettim. 

Aslında insanoğlu ile hiçbir alıp veremediği olmadığı ve hiçbir zaman da olmayacağı gerçeği. 

Acımasız, çirkin, hain, zalim, bencil, güvenilmez, kibirli, sorumsuz, ilgisiz ve korkutucu görünen bir korkak olarak bilinen maskeli düşmanın, maskesini çıkartın. 

Karşındaki, kendinden başkası olmayacak. 


Kendine bir ayna ara.

 

Buldukların hoşuna gitmese de aynaya sahip çıkmalı ve onu kabullenmeli ve hatta kendisi ile mücadele etmeli. 

Tekrar maskesini takıp ortalığa salmamalı. 


Gördüğün düşman, görmediğinden evladır.


Evla leke fe evla.


Saygılarımla...

15 Temmuz 2026 Çarşamba

BİLGE TOMRİS VE BİHTER'İN MACERALARI - MAYMUN DİYOJEN'İN 3 SORUSU

Her sabah olduğu gibi, günün ilk ışıkları Ergenekon'un üzerine düşmeye başlamış.
Ergenekon yurdunda herkesten önce uyanan küçük bir kız yaşarmış. Nasıl yaptığını kimse bilmezmiş ama o, güneşten bile önce açarmış gözlerini.
Güneşin sıcaklığını yüzünde hisseder hissetmez, kocaman gözlerini açar ve gülümsermiş.
Bu küçük kızın adı Bilge Tomris'miş.
Bilge Tomris'in kendisine arkadaşlık eden sevimli ve cesur bir kedisi varmış. Onun adı da Bihter'miş.
Bilge Tomris ile Bihter her zaman birlikte oyun oynarmış. Bütün Ergenekonlular bunu bilir, onları gülümseyerek izlermiş.
Ergenekon'daki çocuklar, Tomris'e neden "Bilge" dendiğini çok iyi bilirlermiş.
Çünkü köylerine bir yabancı geldiğinde yaşlılar hep aynı hikâyeyi anlatırmış.
"Bu kadar küçük bir çocuğa neden Bilge diyorlar acaba?"
Bir gün köye Baykuş Huhu adında bir gezgin gelmiş.
Baykuş Huhu da bu sorunun cevabını merak etmiş.
Yaşlılar gülümsemiş ve anlatmaya başlamışlar.
Bir gün Tomris ile Bihter oyun parkında koşup oynarken, kaydırağın başında bekleyen bir maymun görmüşler.
Bu, Maymun Diyojen'miş.
Tomris ile Bihter kaydıraktan kaymak için izin istemişler.
Maymun Diyojen gülümsemiş.
"Önce size üç soru soracağım," demiş.
"Eğer cevapları bilirseniz, istediğiniz kadar kayabilirsiniz."
Tomris ile Bihter birbirlerinin elini tutmuş.
"Tamam!" demişler.
"Sorularını sor."
Maymun Diyojen ilk sorusunu sormuş:
"Dünyada en güzel, en kuvvetli ve her zaman galip gelen şey nedir?"
Tomris biraz düşünmüş.
Sonra gülümsemiş.
"Akıl" demiş.
Maymun Diyojen başını sallamış.
"Doğru cevap."
Sonra ikinci sorusunu sormuş:
"Bana öyle bir şey söyleyin ki elle tutulmasın ve gözle görülmesin. Ama gelip geçtiğini hepimiz bilelim."
Bihter arkadaşının gözlerine bakmış.
Tomris ise hiç beklemeden cevap vermiş:
"Zaman"
Maymun Diyojen şaşırmış.
Sonra üçüncü ve son sorusunu sormuş:
"Sahip olduğumuz en değerli hazine nedir? Altınla satın alınmaz, gümüşle yerine konmaz."
Maymun Diyojen bu sorunun zor olduğunu düşünmüş.
Ama Tomris, Bihter'e sarılmış ve neşeyle cevap vermiş:
"Sağlık!"
Maymun Diyojen gülümsemiş.
Karşısında böyle bilgili bir çocuk görünce çok mutlu olmuş.
"Bilge çocuk Tomris ve arkadaşı Bihter!" demiş.
"Sizi tanıdığıma çok memnun oldum ve söz verdiğim gibi kaydıraktan kaymanıza izin veriyorum."
O günden sonra Bilge Tomris, Bihter ve Maymun Diyojen çok yakın arkadaş olmuşlar.
Birlikte oyunlar oynamışlar, gülmüşler ve yeni maceralara doğru yola çıkmışlar. 
İşte böylece Küçük kız Tomris’in adı da Bilge Tomris olmuş.


Saygılarımla...

11 Haziran 2026 Perşembe

TEKZİP

Öncelikle bu bir tekzip yazısıdır. Bir müddettir düşünme sürecimi sorgulamaya hız verdim. Bu süreçte kendime ilham olan değişiklikler muhakkak oldu. Eskisi kadar muhabbet edemediğimi fark ettim. Zaman mı değişti yoksa ben mi yoksa insanlar mı yoksa ortam mı bilemem. Belki biraz biraz hepsinden... Ancak bir hakikat var ki bunu asla yalanlayamam, hiçbir şey omadı ise de muhakkak bir şeyler oldu. Kendimi yalanladığımı farkettim bu süreçte. Değişim içinde olmaya devam etmek haz verici. Neticede henüz hayatta olduğumu ifade ediyor bana. Belki de bu ifadeyi eden tek gerçektir benim fark edebildiğim kadarı ile. 

Aklıma güvenemediğim zamanlarda aklıma güvenmem gerektiği tabiri bana Mahmut Şevket'in kattığı en büyük dinamiktir. Aklına güvenini kaybettiğin anlarda aklına güvenmek. Ne cümle ama... Uzun bir süre bu veriye ölesiye sarıldım. Kendimi kaybolmuş hissettiğim anlarda ve kaybolduğumda bana mutlak kılavuz oldu. Beni "bahçe duvarının ötesinde"n çıkaran yegane ışık oldu aklım. Ya da ben bu güne kadar öyle zannediyordum. Kendi kendime yaptığım günlük değerlendirmem esnasında yolda yürürken elektrik çarpmış gibi hatta ne elektriği yıldırım çarpmış gibi hissettiren bir düşüncel sürece sürüklendim. Ben aslında ne olsun istiyorum sorusu üzerine düşünürken aklıma güvenimi kaybetmemem gerçeğine sarılıyordum ve dedim ki... Ya aklıma güvenimi kaybetmem ve kendimi devirmem gerekiyorsa ? En büyük devrimim için tutunduğum tüm kılavuzları terketmem gerekiyorsa? Ya ben "akıl" dan değil de, "içgüdü"den oluşuyor isem? Ah! Derin bir hançerin göğsümden çıkmasını sağlamaya çalışıyordum ve nefesim kesiliyor gibi hissediyorum. Acı içinde çekiyorum hançeri geriye ve tekrarlıyorum kendi kendime... Akıldan değil de içgüdüden oluşuyor isem. Hayatımı ve hareket paternimi düşündüğüm esnada haritanın karanlık noktalarının aydınlanmaya başladığını farkediyorum. İçgüdü benim hayatta kalma mekanizmam olmuş ve ben bunun farkında bile olmadan aslında mantık kılavuzluğunda hareket ettiğime inanmışım. Kendimi kandırmışım ve bunu asla fark etmemişim. İçgüdülerimin yönlendirmesi ile yabani bir ayı gibi hareket etmişim. Beni asla ama asla anlamamışım. Kendimi anlayamadığım evrende anlaşılmayı ümit etmişim. Kendime karşı acımasız olma gayesinde değilim ancak Nietzsche'nin "Anne ben bir aptalım" dediği yerdeyim. Yine ve yeniden bu noktaya gelmek garip. Legolarımın dağıldığını ve tekrar bunları estetik bir yapı haline getirmem gerektiğini görüyorum ve işlemeye devam ediyorum. Kendimi işliyorum ve bu süreci bir halı dokur gibi ilmek ilmek yapıyorum. 

İçgüdüleri ile hareket eden bir insan nasıl stabil bir hayat sürebilir veya stabil kalması gerekli midir? Ya hayatımın altını üstüne getirir isem sorusu geliyor aklıma ve Şems'in Mevlana'ya cevabı geliyor aklıma. Altının üstünden iyi olmadığını nerden biliyorsun? Peki kendimi tanımam gerçekten bu kadar gerekli mi? Neden ben iskeletler diyarında bir et parçasıyım?

Greg'i anlayamayan Wirt olmak istemiyorum. Aklımı farkedemeyen Woodsman olmak istemiyorum. Beast'i farkedemeyen Beatrice olmak istemiyorum. Karşı koyuyorum ve güzel bir Chopin dinliyorum. Yaşadığımız bu ilahi komedyaya gülemiyorum. Tebessüm bile edemiyorum. Ancak düşünebiliyorum. İlahi komedyayı ve varoluşsal sancıları düşünebiliyorum. Teşekkür ederim Diyojen. Kurduğun kulüp için ve kendini arayış çaban için takdir ediyorum.  

Saygılarımla...

Ayna

Alperen deyû bir düşmanım var ki Kimsenin etmediği kötülükler etti Tek derdü bendüm sanki Hiç affetmedi beni Aynada bile gösterdi suretini ...