16 Ekim 2025 Perşembe

SEKANET

 Bir kafede oturup kahve siparişi verdim. Kalabalık bir kafe burası, günün bu saatlerinde- öğle arasında- daha da yoğun oluyor. Kuvvetli ve rahatsız edici bir müzik serisi çalıyor arka fonda. İnsan sesini bastırmak için açıldığını düşünüyorum. Kulaklık takıp Chopin dinlemeye başlayana kadar etrafımdaki insan sürüsünden farsızdım. Günlük koşturmanın içinde kaybolmuş hissediyordum. Sonra günlük okumalarını gerçekleştirmeye başladım. Kendi yolumda devam ettiğimi hissettim, sürüklenmediğimi ve yol aldığımı düşündüm. Bir yerde oturup zaman öldüren insanları görünce kahroluyor insan. Daha çok da kendimin benzer hareketlerim gözümün önüne gelince kahroluyorum. Günlük “chatingler” insanı tüketiyor dozunda bırakamazsan. Hayat hızla akıyor. Dün ve bugün birbirinin aynı hissettirmeye başladığında korku doluyor içine. Tedirgin oluyorum, ürperiyorum. Ziyan oluyorum hissini yenemiyorum. Kendimi bildim bileli duyduğum potansiyeli yüksek övgüsünü heba ettiğimi düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Ne yaparsam yapayım yeterli gelmiyor, işim ve özel hayatımda dolu dolu yaşamaya çalıştığımı ve sıradan bir insan olmamak için gösterdiğim çabayı anımsıyorum ama yeterli gelmiyor. Bir tekneye binip denizde açılıyormuş ve çıkış noktamı kaybediyormuş farkındalığım beni mahvediyor. Kimse tedirginliğimin farkında değil. Kanıksanmış hissediyorum. Kendimi ve düşüncelerimin kanıksanması değil, çevremin kendilerini kanıksadığını düşünüyorum. Büyük ideallerim vardı oysa çocukken. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin hala genç hissediyormuş bilmezdim ancak ellerime ve aynaya bakıp çocukluğumu ve ailemi ve anılarımı düşününce farkettiğim gerçekler var. Babamla daha çok konuşmam gerekiyor diyorum bazen… Daha gerçek kavgalarım olmalıydı, daha gerçek düşmanlarım olmalıydı. Sevgi ve nefret arasında geçen bir ömür yorucu oluyormuş meğer, korku büyük bir gölgeymiş. Küçük bir farenin bile büyük bir gölgesi olabilirmiş. Ne çok isterdim makul eleştiriler almayı, gelişimime katkı sağlayacak eleştirel sohbetlere hasret kalmak içimi acıtıyor. Sonra tekrar kaldırıyorum gözlerimi ve kahvesini içip gülüşen insanlara bakıyorum. Cehalet gerçekten mutluluk mudur? Sebepsiz düşünceler hayatın güzelliklerini yaratıyor olamaz mı? Derin bir nefes çekiyor ve kavgama dönüyorum. Sevgili hayat kavgama sarılıyorum ve sizlere bakıyorum.

Saygılarımla… 

ŞİİR: RÜYAMDA 30 YAŞ

Klasik müzik dinleyerek uzanıyordum. Bir rüya gördüm. Dehşet içinde uyandım. Rüyamda 30 yaşındaydım. Oysa daha 7 yaşımdaydım. Nasıl olmuştu ...