Kendimi değersiz hissetmeye başladığım zamanlar oluyor. Bazı sıklaşıyor, bazı seyrekleşiyor. Ancak muhakkak hissediyorum. Bunu tamamen ortadan kaldırmanın bir yolunu henüz bulamadım. Ancak öz saygımın gerilediği ve kendimi değersiz hissettiğim zamanların analizini yaptığımda muhakkak gördüğüm ortak noktalar olduğunu görüyorum. Bunlardan bazılar;
- Saç ve sakal traşımı aksatmam ve birbirine karışır hale gelmeye başlaması,
- Kılık- kıyafetimin özensizleşmesi,
- Duş jeli yerine sabun kullanıyor olmam,
- Kullandığım parfüm ve deodorantların değişimi,
- Gözlük bezi taşımamam, kıyafetimle veya peçete ile gözlüklerimi temizlemeye çalışmam,
- Ayakkabımın temiz olmaması,
- Ailemle yaptığım konuşmaların kısalması,
- Saat kullanımını unutmam,
- Açlık süremin uzaması ve abur cubur yememin sıklaşması,
- Su içme sıklığımın azalaması,
- İşimle alakalı sorumluluklarımın birikmeye başlaması,
- Kendi kalemimi taşımadığım ve başkalarından kalem ödünç aldığım zamanlar,
- Araba, telefon, tablet, bilgisayar ve çalışma masamın temiz olmaması,
- Kısa ve net cevaplar veremediğim, kelimelerimin ve farklı anlatı konularımın birbirine karışması,
- Günlük okuma yaptığım kitapları ( iş veya harici ) aksatmaya başlamam,
...
Kısa bir düşünme ile aklıma gelenler bunlar oldu.
Şimdi esas noktaya gelelim. Yazarken ve düşünürken analiz ettiğim üzre, bunlar aslında depresyon belirtileri. Öz saygının düşmesine neden olan problemler bunlar değil, sonucu olarak gördüğüm yansımalar. Peki, esas problem nedir ? Hayatın içerisinde takdir edilmemek, fiziksel ve mental yorgunluk, hayal ettiğin hayatı yaşayamamak sayılabilir diye düşünüyorum. Ancak en temeli ne diye düşününce ucunu göremediğim karanlık bir tünelde gibi hissediyorum kendimi. Sürekli faklı daha derin bir sebep görüyorum. Bunları teker teker çözmek için kendimde güç toplamaya çalışıyorum ancak yaşamın kendisi tabiatı gereği toparlanmak için yeterli zamanı tanımıyor insana. Çalışan bir mekanizmayı durdurmadan eksiklerini gidermek gibi, çalışan bir kalbi durdurmadan üzerinde operasyon yapmak gibi... Denizde yüzerken hareketsiz kalmanın batmaya neden olduğu gibi sistemi durdurarak problemleri çözmeye çalışmak da bir nevi batmaya sebep olacaktır diye düşünüyorum. O yüzden problemleri çevremle münasebetimde sağlıklı bir iletişimle çözmeye çalışmayı sürdürerek çözmeye çalışmak ilk adım olmalı. Disiplinli bir hayat düzenine sahip olmak da en az ilk adım kadar ilk adım olmalıdır. Disiplin !!! Sahip olmak için tırnaklarımı ısırarak çabaladığım bir özelliktir. Disiplinli insana bayılırım, imrenirim ve çevremde disiplinli insanlar olması için çaba gösteririm. Evet, çevrende disiplinli ve problemsiz insanlar barındırmak bir diğer adım. Etrafımdan muhakkak etkileniyorum. Gözünün içi parlayan ve heyecenla çalışan, yaşayan insanlar gördüğüm zaman yaptığım iş ve harcadığım emek bir farklı oluyor.
Bunları yapmaya çalışmak önemli, ancak her zaman mümkün olmuyor. O yüzden sonuçları çözerek problemden uzaklaşmaya çalışmayı deniyorum. Öz saygımı yitirdiğimde yukardaki maddeler gerçekleşmeye başlıyor ise ben de yukardaki maddeleri düzeltirim, bu sayede tümevarım gerçekleştirebilirim. Neden olmasın?
Bir rutin yaratıp, yorgun ve uykusuzda olsam rutinlerimi gerçekleştirmeden güne başlamamak ve günü sonlandırmamak. Rutin disipline giden bir patika olacak diye düşünüyorum. Eğer başarılı olabilirsem 30 yaşından sonra elde ettiğim bir kazanım daha olacak. Yaşam devam ettiği sürece denemeye ve yeni çözümler bulmaya çalışmak gerekiyor.
Miskinlikten ve medeniyet düşüncesinden uzaklaşmamak için çaba göstermeli, emek etmeli, gerekirse bu uğurda bir ömür harcanmalıdır. Ah.. Hayalinden vazgeçemediğim medeniyet düşüncesi, sen nelere kadirsin. Seni çok seviyorum.
Saygılarımla...