28 Mart 2024 Perşembe
Bütün Türk Gençliğine
20 Mart 2024 Çarşamba
STANDART NOT VE ÖNEMİ
Giriş; Standart notların önemini farketmek,
+ İşe giderken yapılan günlük yolculuk
- Standart işe gidiş ...
Bu şekilde binlerce örnek yazılabilir. Standart olmaktan korkmamak gerekiyor. Standart notları belirleyip üzerine eklenecek şeyler yaratmak esasen kaliteli bir hayat standardına sahip olduğunu gösteriyor. Her anında yaşadığın büyük farklılıklar sadece züppe yaşantısı içinde bulunduğunu gösteriyor.
Standart notlar yazmaktan çekinmemek lazım. Standart notları yazıp sonrasında üzerine standartı bozan o küçük süprizleri- nüansları- eklemek gerekiyor.
Saygılarımla...
19 Mart 2024 Salı
ÇAYIN İÇİNDE ERİYEN ŞEKER
HAYATIN İÇİNDE KENDİNİ KAYBETMEK
Hayatın içinde kendini kaybetmek, bir çayın içinde ( hayat ) atılan küp şekerin ( benlik ) kaşık tarafından ( kader ) karıştırılması sonucu zaman içinde şekerin hayatla bütünleşmesi - gözle görülen şeklini kaybetmesi ancak varlığının aslında kaybolmaması mantalitesini düşündürmek istiyorum. Çaya dışardan bakıldığında kaşık şekeri evire çevire yok etmiş oluyor ancak çayın tadına bakan kişiler şekerin kaybolmadığını sadece çayla bütünleştiğini farkedecektir. Birde çayı karıştıran ve kaşığı tutan el-irade var ki bu da yüce bir varlık olarak düşünülebilir.
Hayatın içinde o kadar çok yıpranıp hırpalanıyoruz ve bu süreçte zamanımız azalıyor ki her insan git gide eriyor ve azalıyor. Mentalitemiz değişiyor, kendimize yeni şeyler katıp olgunlaşıyoruz belki ancak giden enerji- heves- güç ve gençlik de görmezden gelinemez elbet. Hayatın içine karışıp eriyoruz ve günün birinde tamamen yok olacak görünürdeki varlığımız. Peki kim bizim aslında neyi ifade ettiğimizi- neler düşünüp nelere kıymet verdiğimizi bilebilecek ki? Kendimizi kime ne kadar ifade edebiliyoruz ki yaşarken? Öldükten sonra kim bizi ne kadar anlayabilir ki? Kim bizi anlamak için bir çaba içerisine girecek daha doğrusu? Çok önemli kişilikler ve çok önemsiz kişiliklerin eninde sonunda muhakkak bilinmek gibi bir yazgısı vardır zannımca lakin geriye kalan milyonlarca insandan biri olan bizler? Bizler ne olacağız? Hayat tiyatrosunda yan rol almakla o kadar meşgul olmuş ki, asıl oyunun içerisinde bir parça olduğunu önemsemeyecek ve yakınlarını- sevdiklerini bu tiyatro oyununda kendini izlemeye davet etme ihtiyacı hissetmeyecek kadar yan rollerde oynayanlar... Kendinizi nasıl ifade etmeye çalıştınız yaşadığınız süre boyunca. Kim sizin gözlerinizin içine bakıp düşündüklerinizin derinliğini göz bebeklerinizin hareketinden anlayabildi?
Yarı aydınlık bir odada ayaklı abajur sayesinde aydınlanan küçük sessiz ve stabil odamda perdeleri sonuna kadar açıp aralıklı olarak gecenin karanlığında etraftaki evlerin aydınlık odalarını saymaktan aldığım keyifle şu yazıyı yazmaya karar veriyorum. Çünkü aslında ben de eriyorum. Büyük hayalleri olan küçük bir adam. Eskiden koca hayallerini gerçekleştirebileceği koca bir ömrü olduğunu düşünen, her şey için genişçe bir zamana sahip olduğumu düşünürken, zaman beni aslında bunlara sahip olmadığıma ikna etti. Büyük hayallerim olduğuna olan inancım henüz tam anlamıyla kırılmadı çünkü hala etrafımdaki insanlara göre marjinal fikirleri olan, çalışma arkadaşları tarafından sıradışı olarak nitelendirilen biriyim. Bu özelliğim sayesinde tam olarak yozlaşmadığımı kendime telkin ediyorum. Sadece düşündüğüm şeyleri gerçekleştirecek imkanı yaratamadım. Üzücü bir itiraf belki ama hala günün birinde gerçekleştirebileceğime inanıyorum biliyor musunuz? Hayat arkadaşıma artık o uçuk hayallere inanmadığımı ve günlük gerçekliklerin esas uğraşım oldugunu söylememe rağmen gözlerimi kapattığım zaman- ara sıra da olsa- renkli rüyalar otelimin içinde buluyorum kendimi. Bu sayede henüz fikren emekli olmadığıma karar veriyorum. Bu arada hayat arkadaşımdan bir şeyler sakladığım için değil, kendisini daha fazla yormamak için ısrarlı şekilde hayallerimi anlatmıyorum. Biriktirip birbirimize belirli sıklıklarla- ayin gibi- hayallerimizi kusarız ve bundan da çokça keyif alırız. Neyse... Bazılarını gerçekleştirebildiğim, büyük bir kısmını gerçekleştiremediğim ve çok büyük bir kısmının gerçekleştirilmesi imkansız olduğu konusunda tereddütler yaşadığım hayallerimi- yani kızıl elmamı- belki çocuklarıma miras bırakacağım. Bilemiyorum. Ancak sadece şuna emin olmak istiyorum. Benim düşünen bir organizma olduğumu ve benim de aslında varlığımı sorguladığımı, doğru- yanlış ayrımı yapmak için kendimce ahlak kuralları belirlemeye çalıştığımı, iyi-kötü etiketlemesi yapabilmek için büyük bir deneysel sınıflama yapmaya çalıştığımı, hayat sürecimde incindiğimi ve incittiğimi- sevip sevildiğimi- kırılıp onarıldığımı en başta eşim ve çocuklarım olmak üzere beni tanıyan insanların- ve tanımayanların- bilmesini isterim. Belki sizler de benzer düşüncelerdesiniz. Asla tam olarak bilemeyeceğim.
Ben anne ve babamı 29 yaşındayken çok büyük ölçüde anlamaya başladım. Onları anlamak için nelere katlandığımı, neleri göze aldığımı ben bile hatırlamıyorum artık. Artı ve eksileri ile onlarında çayın içinde eriyen bir şeker olduklarını farketmek çok büyük bir acı veriyor. En azından hayattalarken farketmenin verdiği sevinç içinde- günün birinde onlarında çaya karışacağını bilmenin hüznü içinde, kendiminde karıştığını tam olarak anlamamanın verdiği şuursuzluk dahilinde saygıyla eğiliyorum.
Kaşık ne kadar hızlı dönüyor bilemiyorum ancak çaya, şekere, bardağa ve kaşığa sitem edenler bardağı çınlata çınlata kaşık sallayan eli hissedemiyor bunu biliyorum.
Saygılarımla
4 Mart 2024 Pazartesi
Önemli kişilikler
Önemli kişilikler, hayatımızda var olmaları ile bize huzur ve güç verirler. Bazen de var olmaları ile öfke uyandırırlar. Hayatımızın altını üstüne getirdiğine inandığımız ve tüm varlığımızla nefret hissettiğimiz insanların varlığı aslında her ne kadar eziyet gibi gözükse de uzun vadede insanı olgunlaştıran ve hassas- narin yerlerini nasır tutturan bir mükafattır. Ölesiye nefret ettiğiniz insanların hatıraları sizlere sonsuza değin mühürlenmiştir.
İşte bu farkındalığa sonradan sonradan varmanın getirdiği şapşal hissiyat ile oturumu açıyorum. Saygılarımla.
Kendine ait bir yuva bulamamış insanların hırçın davranışlarına çokça şahit olmuşsunuzdur. Öz saygısı olmayan insanların aptal egolarına da aynı şekilde. Peki, kişisel menfaatleri uğruna kırmızı çizgilerini çiğnemeyi problem olarak görmeyen, azarlanmamak ve hırpalanmamak için azarlayıp hırpalayabilen, yeri geldiğinde başkalarının başarılarını çalıp- kendi başarısızlıklarını hibe edebilen bir insan topluluğu oldugunu bilmek sizleri huzurlu hissettirir mi acaba?
Çok farklı hazlar peşinde koşan bir grup farklı düşünce ve fıtratta insanı tek kalıp içine sokmaya çalışmak başlıca ahmaklıktır. Sert disiplin önlemlerinin gerekli oldugunu her daim düşünmüş olsamda bu denli bir zorbalığın disiplin adı altında anılmasına karşı çıkıyorum
Mutlu anlarınızın peşine düşün lütfen. Öfkenizin anılarınıza hükmetmesine müsade etmeyin. Hayatınız ellerinizden kayarken geriye anılarınız kalıyor ve bu anılarda bir sürü hızlı gösterim fotograf karesi mevcut olacağını düşünürsek, belki ölmeden önceki son anlarınızda gözlerinizin önüne hayatınızın içine etmeyi kendine vazife bellemiş olan şeref yoksunlarının olmasını istemezsiniz diye düşünüyorum.
Aslında ben intikam seven bir varlık olmama rağmen bu denli büyük bir intikam planı yapıp zulmedilen kendimin intikamı için uğraşacak olur isem... Gayet başarılı olurum. Çünkü zulme uğrayan da bir nebze zulmedenin talebesi sayılır. Ne acıklı değil mi? Babası tarafından sürekli tartaklanan çocuk eninde sonunda kendi çocuklarına da benzer bir ustalıkla yaklaşıyor.
Herkes talebesine zanaatını iyi öğretmeye çalışıyor esasen. Zanaatımız ise konuştuklarımız kesinlikle değildir. Sadece ve sadece uyguladığımız ve tatbik ettiklerimizdir.
Bir zalimin ardından söz etmek ile zalime göğüs germek arasında kocaman bir karakter farkı olduğu gibi.
Fikir uçuşmalarının en kötü tarafı kendini takip etmektir.
ŞİİR: RÜYAMDA 30 YAŞ
Klasik müzik dinleyerek uzanıyordum. Bir rüya gördüm. Dehşet içinde uyandım. Rüyamda 30 yaşındaydım. Oysa daha 7 yaşımdaydım. Nasıl olmuştu ...
-
Tanrının varlığı ve yokluğu üzerine değil de, çalışma prensibi üzerine konuşulmasını daha anlamlı bulduğumu ifade ederek girizgah yapmak ist...
-
ŞAPKA KÜLTÜRÜ İnsanlar neden şapka kullanır? İnsanoğlu ne zamandan be...
-
Günün büyük bir bölümünde uyanık olmama rağmen hala istediğim verimlilikte çalışamıyorum. Neden olduğunu henüz tam olarak çözemedim. Zaman h...
