Sanayi devrimi sonrasında özellikle Avrupa'da gelişen teknoloji ile, gemilerin çalışması için yanan bir ocağa ihtiyaç duyuluyordu. Bu ocak kömür ile çalışıyordu. Geminin hareketi için gereken kömür komik bir şekilde genellikle farklı sömürge topraklardan temin ediliyordu.
Ben size bunu neden anlattım, toparlayayım müsadenizle...
İnsanın hayatını devam ettirebilmesi, zorluklar ve kolaylıklar arasındaki bir döngüden ibarettir. Kendimizi bir makina olarak görecek olursak, ki bence insan örneklemesi için en güzel örneklerden biridir, kendimizde olmayan madenlere ihtiyaç duyarız hareket edebilmek için. Bu madenleri çevre topraklardan edinmeye çalışırız önceleri. -Anne, baba, kardeş ve diğer aile fertleri- Sonraları bu madenlerden farklı enerji kaynakları arayışına gireriz ki bunlar da arkadaşlar ve öğretmenler oluyor. Daha sonraları kendi içimize bir dönüş yaşarız ve esas madeni kendi topraklarımızda keşfederek kullanmaya çalışırız.
Kendi düzenimizi kurarken bir takım kaynakları yakınımızda tutmak isteriz bence. Eş, dost, aile gibi. Bu arayışların içerisinde iken kömürle çalışacak motora benzin dökmek ne kadar tehlikeli ve saçma ise kendi tabiatımız harici madenleri kullanmaya çalışmak da o kadar saçma olacaktır. Öncelikle kendimizi tanımalı, sonralıkla etrafımızı kendi tabiatımıza göre seçmeli ve belirlemeliyiz.
Demem o ki, amaç acımasızca maden sömürmek olmamalı. Kullanılabilir, bizim için faydalı madenleri iyi tespit etmeli ve buna yönelik çalışmalarda bulunmalıyız.
Saygılarımla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder