Amaç Üzerine
Hayatımız için anlam arıyoruz. Yaşamımız ve ölümümüz için... Zamanın
kıymetini bilemeyip bir şeyler uğruna yaşamayı beceremediğimiz ve öleceğimiz
gerçeğini bildiğimiz halde sadece ölüme yaklaştığımız anda ziyan olma hissini
dindirmek uğruna en azından ölüme anlam katmak için beyhude bir uğraş
sergiliyoruz.
Bizler büyütülürken koca bir 'anlamsızlık' içinde sadece 'kazanmak'
anlatıldı. (Bunu bile yapamadılar aslında ama konumuz bu değil) Bizim kazanmaya
değil, uğruna savaşacağımız büyük bir savaşa ihtiyacımız var. Serüvenin sonunda
başarısız olmaktan korkmuyoruz, serüvenin olmamasından korkuyoruz. Büyük bir
krizle mücadele etmeye ihtiyacımız var. İhtiyaç duymamızın sebebi hayatta
kalmak değil, yaşamak! Bu bize öğretilmedi. İhtiyacımız olanı fark edenler olarak
biz, bunu düşünerek bulduk. Kendi kendimizi eğitmeye çalıştık ve en yetersiz
hissettiğimiz anda, kendimize akıl hocası olarak tarihin tozlu sayfaları
içerisinde bizimle aynı hisleri paylaşmış olanları öğretmen kabul ettik.
Verilebilecek çok örnek var ancak ben Bağdat fatihi 4. Murat'ın sözlerini
hatırlatmak isterim. "Bağdat'ı almaya çalışmak, Bağdat'ın kendinden daha
mı güzeldi ne?"
Cevaben yazılmıştır:
https://ustuninsanyolu.blogspot.com/2020/01/antibiyotik-yazmak.html?showComment=1643834649491#c1286143866229833548
Antibiyotik Yazmak
Bir şeyler anlatıyor olmak, anlattığımız şeylerin değerini belirler mi
acaba? Aslında pratikte belirlediğini biliyoruz ve görüyoruz ancak teoride
bunun cevabı kesin bir hayırdır. Ben neden yazıyorum peki?
İnsanlar, uzun yaşamanın ne işe yarayacağını soruyorlar. Neden uzun yaşamak
istiyoruz diyorlar. Yaşam süresini uzatmak için çalışan bilim adamlarına
soruyorlar bu soruyu. Ancak başka bir şey için uzun yaşanmak istenmez. Sadece
uzun yaşamak için uzun yaşamak istenir. Şeylerin arkasına başka nedenler koymak
eskiden beri insanların yaptığı bir hataydı. Bu hatadan da asla dönemeyecekler
gibi duruyor.
Yazmanın sebebini soran insanlara da sanırım verilebilecek en iyi cevap bu
olurdu. Yazı yazmak için yazıyorum. Bu kadar ama; daha ötesini araştırmak
anlamlı değil. Yazı yazıyorum çünkü yazı yazmak istiyorum.
Bir
sorunla karşı karşıya kalmayı ister oldum artık. Bir sorunum yok ve bir sorunum
olsun ve bu sorunu yazayım istiyorum. Bu olaya alıştım sanırım ve bundan
vazgeçemiyorum. Bir paradoks mevcut. Öncelikle sadece sorunların olduğu için
yazmaya başlarsın. Daha sonra yazmanın bu sorunlara iyi geldiğini hissedersin
ve yazmak eylemi hoşuna gitmeye başlar. En sonunda sorunların hepsini yazarak
çözdüğünde, artık elinde sadece yazı yazmak kalmıştır. Ve buna devam etmek
istersin ancak kocaman bir sorunla karşı karşıyasındır artık. Yazı yazmanı
sağlayan şey sorunlarındı. Ama onları çözdün. Artık yazı yazmanı gerektirecek
sorunların yok.
Bu olayı antibiyotiklere benzetiyorum. Hasta olursun daha sonra hastalıktan
kurtulmak için antibiyotik almaya başlarsın. Antibiyotikler sana iyi gelir. Ve
artık antibiyotiklerin sana iyi hissettirdiğini anlarsın. Antibiyotiği en az 7
gün kullanman gerekir. Ancak sen ilk üç günde kendini iyileşmiş hissedersin.
Ancak antibiyotiğini almaya devam edersin. Bir haftadan sonra antibiyotiği
bırakman gerekir. Ama artık antibiyotiğe alışmaya başlamışsındır. İşte bu
noktada antibiyotiğe devam etmek kendine zarar vermektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder