Yolların sonu mutlak ömrün sonuyla eşdeğer görünür. Lakin yolların sonu tek başına yeterli bir kanıt değildir verilen emeğin meyvelerini görmek için. Esasında verilen selamın, alınan nefesin, dökülen terin ve edinilen yeteneklerin tamamıdır yolculuk. Bir güzel seda, iki güzel muhabbettir. Koştururken fark etmeyiz genelde, yaşamın çok büyük bir hazine olduğunu.
Fikirlerinden ve karakterinden dolayı yaşatılan zorlukların aslında mükemmel hikayenin satırlarını oluşturduğunu. Neden bilinmez ama insanlar fikirleriyle yargılanır bu yaşamda. Yeterince makam ve mülk sahibi isen yargılanamaz oluverirsin bir anda. Makam ve mülk sahibi olmak neler katıyor insana… Ülkemde insanları susturmak ne de kolaymış aslında. O kadar alışmışız ki ensemizde tokat hissetmeye, hayallerimizin çalınmasına… Küçücük mutluluklarımız bile çok görülür olmuş, dillendirilir olmuş.
Bizler birer fide iken başlamışız eğilip bükülmeye ve şekillendirilmeye, birer parçası yapılmak için bu çarkın tüm kudreti ile eğilinmiş üzerimize. Gel zaman git zaman, elimizden ekmeğimiz alınsa bile gözlerimiz dolar olmuş sadece. Bir küçük küfür sallar olmuşuz, yumruklarımızı dahi sıkamadan. Hakkımızı savunmayı hiç öğrenemeden unutmuşuz.
Yolların sonu bunun için çok kıymetlidir. Çünkü alınan yolculuğun kıymeti vardır.
Bizler bu düzenin içinde biraz yoğurulup, biraz ezilip kendimize bir şeyler katarken güzel insan olmayı unutmamalıyız çünkü. Çünkü geriye kalan sadece mal- mülk değil. Elimizden gelen sadece ırgatlık değil. Nefesimizi kesen sadece baskılar değil. Bunlarla mücadele edecek kudretimiz olduğunu hayal dahi edememektir. Baş kaldıramamaktır, ses çıkaramamaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder