Hayatta bir mücadelemiz olması gerekiyor ki hareketlerimiz, davranışlarımız, konuşmalarımız ve eylemlerimiz belirli bir çizgide olsun. Buna omurgalı olmak da deniyor, yani bir kemik yığınına bağlı olmak, o kemik yığınının etrafında gelişmek. Yani eylemlerimizin belirli bir tutarlılık içermesinin ve eğreti olmamasının tek yolu bir omurgaya sahip olmaktır. Yaşadığımız ortamda sürekli olarak savaşlar var. Yaşamda kalabilmek için her canlı bir başka canlıyı yiyor. Bu kadar acımasız bir evrende yaşadığımızı unutmamamız gerekiyor, unutmamamız gerekiyor ki yoruldum diyerek bir kenara tünemeye yüzümüz olmasın.
Çocukken abimle birbirinin aynısı olan kolyelerden alır boynumuza takar ve yıllar sonra kaybolduğumuzda birbirimizi kolyelerimizden tanıyacağımızı düşünürdük. O kolyeler her seferinde kaybolurdu ve biz ne zaman havalı bir kolye görsek hemen satın alır, tekrar aynı şeyleri söyleyip düşünür ve yine kolyelerimizi kaybederdik. Çocukluk yıllarımız geçince abim de ben de kaybolduk, üstelik birbirimizi tanımamızı sağlayacak ve bizi yola getirecek kolyelerimiz de defalarca kaybolmuştu.
Omurganın etrafına saramamıştık kolyelerimizi, kolyelerimizin ipi etimizi tutuyordu sadece. O yıllarda sahip olmadığımız omurgamız ise geç olgunlaştı, sebebi önemli değildi bunun, varsayalım d vitamini eksikliğiydi sebebi, ne fark eder, neye yararı olur. Sonuçta bir omurga olmayınca kalıcılığı da az oluyordu kolyelerin.
Büyük amaçların insanları ise sağlam bir omurganın etrafına dizer eylemlerini ve kolyelerini. Tasma ise ete geçirilir. Familyal bir oluşum kurmamız gerekli bizim, biz kaybolmuşken yurduna dönememişlerin.
Aileyi baz alan bir oluşumda en önemli şey, mutlu olduğun yani geri dönmek isteyeceğin, geri dönmek için en büyük fedakarlıklardan çekinmeyeceğin bir ailenin olmasıdır.
Bu aileyi oluşturmaktan başka çaremiz yok. En büyük amacımız bu olmalı, amaç bu olmalı ki yazımın başlığının bir anlamı olsun. Yorgun savaşçının evine dönebilmesinin ilk önce savaşçı için önemli olması lazım. Kaybolan savaşçımız "Bana ne ya, ben de burada kurarım yuvamı!" diyorsa eğer bu hayatın hiçbir epik-yaşamaya değer yanı kalmaz.
Evet, soruyorum size şimdi, yorgun savaşçı evine geri dönebilecek mi? Büyük bir anlamı var mı bu sorunun sizin için?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder