24 Nisan 2025 Perşembe

Dava Arkadaşı

Kardeşimle olan ilişkimin zorlu geçen bir süreç sonrasında düzeleceğini hiç düşünmemiştim. İnsanları birbirlerine yaklaştıran yegane şey birlikte zorluklara karşı mücadele etmekmiş. Omuz omuza verilen mücadele kardeşlik bağından daha kuvvetliymiş zannediyorum. O zamanlar her şey zor ve imkansız görünürken yanında seninle beraber aynı zorluğu aşmaya çalışan birinin varlığı çok büyük bir nimetmiş. Şu anda yıllarca beraber yaşadığım kardeşimle olan ilişkimin temellerinin bu zor zamanlarda atıldığını ve sonrasında geçmişe yönelik bir özhesaplaşma içine girdiğimizi fark ettim. Artık kardeşten de öte hissediyorum kendileri ile. Bu gerçeklik hayatın tüm alanlarını da kapsıyor diye düşünmeye başladım. Eğer beraber mücadele ettiğin tabiri caiz ise ‘dava arkadaşın’ varsa bir konuda kendini daha samimi ve güvende hissediyorsun. Aranızdaki ilişki her zamankinden daha samimi ve sıcak oluyor. 

Birlikte daha nice kavgalara…

Saygılarımla…

22 Nisan 2025 Salı

Legolara Varım

İçimiz daraldığında, kendimizi yalnız hissettiğimizde, problemler gözümüzde büyümeye başladığında tutunabileceğimiz bir temel gerekiyor. Bu temel bizi yeryüzüne sabitleyen dağlar misali kazıklara benzemelidir.

Etrafında güvenebileceğin bir doğru- hakikat kalmamış ise işler yolunda gitmiyor olabilir.

Bir zamanlar güvenebileceğin ve tutunabileceğin doğruların mevcut idi.

Doğrularının doğruluğunu ispat ve yanlışlığı şüphesi ile o kadar meşgul oldun ki geriye bilinmezlik harici hiçbir gerçekliğin kalmadı. 

Şüphe ve bilinmezlik ne zamandır temelimiz ve tutunağımız ?

Cevabı kendimiz bulmadığımız sürece doğruluğuna emin olamayacağımız bir gösteriden ibaret arayışımız.

Legolar yükselmekte…

Saygılarımla

21 Nisan 2025 Pazartesi

GÜNÜBİRLİK HAYAT

Yaşam tabiatı itibarı ile hızlı ve dinamik bir süreçtir. Bu tartışmaya çok da açık bir konu değildir. Din ve inanç gibi subjektif yorumlar içermez bir tanımlamadır. 

Bazı canlılar yıllar ve asırlar boyu yaşarlar, bazıları senelerce yaşarlar. Bazıları aylar, bazıları haftalar boyunca yaşarlar. Ancak bazıları vardır ki yaşamak için bir günleri vardır. Günübirlikçiler !!!

O canlılar uzun bir yaratılış süreci geçirip özgür iradelerini sergileyebilecekleri sadece ve tek bir güne sahiptirler. Mükemmel bir eser ortaya koyabilmek üzre var edilmiş dopdolu bir potansiyelin sahneye çıkıp kendini varlıkla tamamlaması gereken o anı sabırsızlıkla beklemelidir.

İşte tam o anda kendi potansiyelinin eserleşmesine mani olan bir sebenin gereksiz varlığı yüzünden ziyan olmak.. Tarifsiz bir kayıp...

Ailesi ile kaliteli bir gün geçirme düşüncesine tutunması sayesinde kendisine psikolojik dayanak elde eden sıcak savaş bölgesindeki bir askerin, çatışmalar sonrasında sadece bir günlüğüne ailesinin yanına gidip onlarla o mükemmel olabilecek bir günü geçirmesi için izin verildiğinde... O sıcacık kahvaltının sonrasında el ele tutulup yalınayak koşulacak yemyeşil çimlerin kokusu... Düşüncesi bile üstüne kurşunlar sıkılan askeri heyecanlandırmaya hatta çıldırtmaya yetiyor. Evinin kapısını çalıyor, hayaallerindeki gibi ilerliyor her detay. Ailesi kendisine sarılıp halini hatrını soruyor. Gülümseyerek cevap veriyor lakin nerden bilsin başına gelecekleri. Ailesi kahvaltı masasına geçmeden doğrudan televizyonun karşısına oturup başlıyorlar kendisi ölümle cebelleşmesine rağmen söylenmediği halde kendisine anlatılan saçma dertleri dinleyen asker. Kendisinin yaşamak için bir günü olmasına rağmen onu ziyan edip televizyon taksitinin fazlalığından söz edilmesi veya karamelli çikolataların kötü kokması nedenli oluşan kaosu dinleyerek keşke gelmeseydim ve bir hayal olarak bende yaşamaya devam etseydi ev hayalim diyor. Kendisinin düşüncesi sayesinde hayatta kaldığı hayali bu olamazdı. 

Sebelerin hayatı ziyan etmelerinden daha kötü bir şey var ise o da sebelerin başkalarının hayatını ziyan etmeleridir. Sebe olup olmamak sizin elinizde değildir belki ancak sebeler ile zaman geçirip geçirmemek tamamen sizin elinizdedir. 


Saygılarımla...

15 Nisan 2025 Salı

Ayı ve Mücadele

 Nizamı alem için yola çıktığını düşünen abi ayı,

Kendi çevresinde, yaşadığı dünya ve gerçeklerinden habersiz şekilde kardeşleri ile birlikte kendi sınırlarından fazlasını hayal eden abi ayının eninde sonunda kendi ayılığını kabul etmesi hüzünlü bir hikayedir. 

Bütün çocukluğu döneminde ulu bir hakan olacağına inanmış, çevresine düzen, aleme nizam olacağı inancı ile büyütülmüş, dini ve sosyal gerçeklikten uzak bir hayal dünyasında yetiştirilmiş olması neticesinde kendi kendine bir halt olacağını düşünmüştür. Bu düşünceler ve hayaller ile kendisini kendinden fersah fersah ilerde olan imparatorlar, düşünürler, bilim insanları, komutanlar ve askerler ile kıyaslamış olan ayının günün sonunda bal peşinde koşan yırtıcı bir hayvan olduğu gerçeğini malesef gölgelemiştir. Kendisinin farklı olduğuna, yüceler soyundan geldiğine inanmış olsa da aslında ancak bir hayvandı. Kendi doğal yaşam alanını ve tabiatının farkında olmayan bir hayvan. 

İlüzyonlar ve hayaller, sanal gerçeklikler ve gündemler ile geçen sahte bir çocukluk ve erken gençlik sonrasında bir gün ulaşması gerektiğini düşündüğü ulu kadere ulaşma düşüncesiyle hareket etmeye devam etti. Kendisinin dönüşeceği varlığı hiç hayal etmemişti oysa. Uzun uzun anlatmak için belki daha sonraları yazacağım  ancak şimdilik gelişme kısmından bahsetmeyeceğim. 

Bir kapıdan girdi ve sınandı ayı. Kendisi ile, bildikleri ile, doğruları ve yanlışları ile sınandı. Kişiliği ve karakteri ile sınandı. Ateş ile sınandı. O gün geldiğinde aslında bir hiç olduğunu kabul etmek zorunda kaldı ayı. Tüm benliğini kaybetti. Bıraktı gerisinde. Bıraktırıldı. Kendisinden daha tehlikeli hayvanlar olduğu gerçeğini karanlık ormanda daha önce hiç tatmadığı yaralar alarak gördü. Etrafındaki mahlukat kendi sınarken sadece hayatta kalmaya çalıştı. Gözleri kapalı değildi aslında ancak etrafındaki karanlık kendisini kör etmişti. Bilemiyordu darbelerin nereden geleceğini, nerden bilsin ki? Bütün geçminde sanal bir refleks geliştirmişti kendine. Sonra karanlık kendisine eskisi kadar karanlık gelmemeye başladı. Bu karanlık içinde debelenmesi ve hayatta kalma mücadelesi esnasında acaba kardeşi olan ayı ne alemde, nasıl bir kavga veriyor diye düşündü. Acaba rahat bir patika ile düşündüğü kudrete ulaşabildi mi sorusu belirdi öfkeli beyninde. Ve ulaklar vasıtası ile ulaştı kardeşi olan ayıya. Benzer darbeler ve mücadeleler içinde olduğunu öğrendi. Ama abi ayı hayatı boyunca mücadeleleri esnasında yaralanan kardeş ayının yanında olmaya çalışmasına rağmen elleri kolları bağlıydı bu sefer. Bu sefer farklıydı. Kendisi de mahkumdu gerçek dünyaya. Kardeş ayının da benzer sanal gerçeklik içinde büyüdüğünü hatırladı ve birbirlerine benzer şeyleri tembihlediler. Ölmemeliyiz. Bu savaşı hayallerimizi gerçekleştirmek için vermiyoruz dediler, ikisi de birbiriyle iyi anlaşan hayvanlar olmamasına rağmen belki de hayatlarında ilk defa birbirlerini tamamlamaya başlamışlardı. İkisi de farklı ormanlarda benzer karanlıklardaydı. 

Süreci de yine daha sonra başka bir hikaye içerisinde anlatmayı planlıyorum. Belki anlatırım daha doğrusu. Ormandaki karanlık aydınlanmaya başlamamıştı ancak ayılar artık görüyordu. Karanlıkta o kadar uzun kalmışlardı ki gözleri karanlıkta seçer olmuştu gerçekleri. Gerçek idealleri yoktu. Sadece hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Ve gayet iyi hayatta kalıyorlardı. Ormanı bırakıp kaçmayı düşünmüyorlar ve ormanla kavgalarını devam ettiriyorlardı. Ayılar birbirini görünce gözlerindeki ışığın söndüğünü, daha farklı bir ateşin yandığını ve gözlerinde yanan o "farklı ateşin" sadece ormanda sınananlara has olduğunu fark edeceklerdi. 

Yaşadığı dünyada ayı artık doğru yerlere bakıyor, doğru sözler söylüyor, doğru adımlar atıyordu. Bu doğruluk ne dürüstlüktü ne de erdemdi. Sadece gereklilikti. Bunu en iyi kardeş ayı anlardı. Gerçi sonra sonra öğrendiler ki baba ayı da benzer bir ormanda sınanmıştı ancak yavru ayılara sanal bir dünya, zahiri bir dal vermişti tutunmaları için. Aynaya derin bakışlar atıp kendi gözlerinin içindeki boşluğu fark edemeyen ayıların yaşam mücadelesi hiç de kahramanca değildi. Ama artık bunun hiçbir önemi yoktu. 

Mevcut durumlarını düşününce, bir ayının ayılığını kabul etmesinden daha güzel ne olabilir ki?

Saygılarımla.  

ŞİİR: RÜYAMDA 30 YAŞ

Klasik müzik dinleyerek uzanıyordum. Bir rüya gördüm. Dehşet içinde uyandım. Rüyamda 30 yaşındaydım. Oysa daha 7 yaşımdaydım. Nasıl olmuştu ...